Geriye çekilip zarar verdiğimiz doğaya kendini onarması için imkan sağlıyoruz adeta. Hepimiz gördük uydu görüntülerini, geçen yıl bu günlere kıyasla hava çok daha temiz. Sokaklarda daha az araba daha az egzoz salıyor gökyüzüne, yoldan az insan geçtiği için yola sarkan bitkilerin yaprakları daha az yolunuyor, daha az sayıda ayak daha az bitkiyi eziyor yürürken. İnsanoğlu evlerinde hapis hayatı sürerken insanoğlundan arınmış doğa bizsiz rahat bir nefes alıyor.

Bugün cam kenarında oturup kendimi Güneş’in sıcaklığına ve ışığına teslim ettiğimde bir kez daha fark ettim: biz bu Dünya’da ne yaşarsak yaşayalım doğa kendi döngüsü içinde var olmaya devam ediyor. Doğanın dengesi o kadar güçlü ki, insanın canlı ya da cansız tüm varlıkların güçlü bir ruhu olduğu düşüncesine inanası geliyor.

Güneş’in bir çok haline şahit oldum penceremden, yeni doğduğundaki mahcup gülüşüne, öğle saatlerinde sıcacık kahkahalarına, akşamüstü altın rengindeki yansımalarına…Bizi ayıran bariyerlere rağmen, uzun bir süreden sonra ilk defa doğayı böyle uzun uzun gözlemledim bugün. Ama bütün güzelliğine rağmen kış güneşi aynı benim duygularım gibi kararsızdı, ısıttığı yeryüzünü bir anda kendisinden mahrum bırakıp bulutların arkasına kaçıverdi, sonra bir anda saklandığı yerden çıkıverdi. Gün içerisinde bir sürü ruh haline bürünen, hem de birkaç dakikalık aralıklarla ruh değişimleri yaşayabilen benim gibiydi.

Bu zorlu süreç insanlara sabrı öğretiyor, hiç görmediği insanların yaşadıkları acıyı kalbinde hissetmeyi, hiç tanımadığı yaşlı insanlara zarar gelmesin diye evinde kalmayı, geleceğe dair belirsizliklere rağmen umutlu olmayı seçmeyi öğretiyor. Bu süreci atlattığımızda hepimiz şimdi olduğumuzdan çok daha güçlü birer kişiliğe sahip olacağız, hem de kalbimizdeki hazineyi -duygularımızı yaşamayı elden bırakmayarak güçlü adımlar atabilmeyi öğrenmiş insanlar olacağız.

Photo by Ben Curry on Unsplash